17 Ekim 2017 Salı

BEN BU DİNE KARŞIYIM! - MİSİLLEME KURŞUNKALEM




Evet, geri geldim, geri geldim ama başka bir konuyla ilgili geldim. Taciz ateşimi yapıp geri çekileceğim.

Bazı gelişmeler güzel gelse de kulağa, onu sağlam temellere oturamadığında inceden bir tedirginlik yaşarsın. En azından ben, böyle durumlarda sadece olumlu gelişme "dışavurumu" ya da sunumuna odaklanabilenlerden değilim. Bu eksende Orta Doğu denklemlerine yeni denklemler ve soru işareti katarken masum ve kocagözlü bir dostumda gördüğüm detay, uzun süredir dolduğum bir konuda patlamama yol açtı. O arkadaşımın benim eleştirdiğim şekilde bir kaygıyla hareket etmediğini bildiğimden önce onu güvenli ve üstüne kan sıçramayacak bir yere çektim.

Sonra kurşun kalemimi kontrol ettim ve tetiği ezdim.
Ne mi derdim, Starbaks bardağı!

Aslında burada bardak bir put, pardon bir sembol. Ve eleştirinin konusu da sembollere tapınarak kutsanacağını düşünen yeni bir dinin mensupları. Tanrısı Neoliberalizm olan din ve kutsanmanın tekabülü saygınlık göreceğine inanmak, "tanın(an)mak".

Önce sosyal medyada şunu yazdım:

"
Neoliberalizm bir ülke olsaydı, bayrağındaki sembol starbaks bardağı olurdu, Dolar yeşili zemin üzerine."

Sonra kesmedi, ekledim:

"Pardon, siz starbaks bardağısınız değil mi? Ben sizin hayranınızım, sizinle bir fotoğraf çekilebilir miyiz? Çok teşekkür ederim..."

Sonra bir daha:

"Ben Starbaks olsam Starbaks Bardağı diye sosyal medya hesapları açarım, insanlar da etiketler..."

Artık duramıyordum:

"Starbaks bardağ-ı şerifi.."

***

İnsanlar kendi içlerinde eksik olan öz saygıyı "saygın" olduklarına inandıkları ünvan, kurum, marka ile kapatmaya çalışıyorlar bilinçli ya da bilinçaltı...

Fakat işin içine Neoliberalizm girdiğinde olay popülizm cehennemine dönüşüyor ve daha da vıcık vıcık bir bataklık halini alıyor hâl.

Ben bu sebeple "Vahabi" kültürünün dayatmasından meydana getirilen "din"e ne kadar karşıysam bu Neoliberal dine de o kadar karşıyım.

Ki bu dinin Türkiye'deki önemli ve "saygın" "din adamlarından" birisinin, tamamen kendi sorumsuzluğu yüzünden üç cana mal olduktan kaçıp, sonra köşeye sıkışında hep vurguladığı delikanlılık ve samimiyetin aksine edebiyatı kendisine silah yaptığını gördük. (Mesela burada din adamı dendiğinde adam kavramı üzerinde feminizm kasıp "Kadınlar beni görünce olewleniyor" diyen bebek katili APO'yu kutsayan ve onun bu tavrını görmezden gelenlerin önemli bir kısmı da bu dinin mensupları arasında yer alıyor, tarihin huzurunda insanlığın meczupları olarak.)

Baştaki balıklardan birisinin gizlenmeye yok sayılmaya çalışılan kokusuydu bu.

Fakat buna rağmen durumu "kazanıma" çevirmeye çalışan müritler oldu.

Bu doğal mı?

Tabi ki doğal.

Çünkü bu "inanış"ta doğal olmayan her şey doğal ve bu dinin belirlgin özellikleri de "samimiyetsizlik" ve "yüzeysellik".

Herkes en samimi samimiyetsiz. Ya da en samimiyetsiz samimi. Herkes en derin yüzeysel. Ya da en yüzeysel derin.

Nasıl yorumlamak istersen.

O yüzden bu arkadaşlar için fazla sıkıcı ve yüzleştirici etkisiyle caydırıcı olan yazıya onların dini inancına, hayata bakışlarına uygun bir final yapalım, çünkü mavi huy da olsa yüzeysellik ve samimiyetsizlik urdur bunlarda ve Starbaks bardağı yabancı değil o varken de sevişebiliriz hadi Murat, göğe bakalım.

Ama bu tarz sözlerin "edebi takdir" görmesi için etnikçilik, mezhepçilik yapıp anahtar kelimeler olan "tece", "roboski", "rojava", "dersim"den en az birisini kullanmak gerekiyordu değil mi?

Ama ben, ben olduğumdan beri böyle şeyleri hiç yanıma almamışım?

O zaman ben, bu etnikçi yaklaşımla neoliberalizmi birleştiren insan denen canlıyı yavşaklaştıran "glokal" kavşağa hiç yaklaşmadan baretimi takarak uzaklaşayım, akabinde gelecek yaftalardan yaralanmamak için.

Şimdiden hayatınızın geri kalan farkındalık görünümlü basit yaşamınızda hayırlı melankoliler!
Bu kapsamda da yaşasın tüketim kültürü ibadeti!
En sevdiğim bölüm mü, tabi ki Slogan Dili ve Edebiyatı!
Olmazsa da Demagoji ve Halkla (yüzeysel-basit) İlişkiler...
Ve dans!

 Ve tabi ki modern çağ putlarına saldırmanın dayanılmaz hafifliği...


MİSİLLEME KURŞUNKALEM
17 EKİM 2017




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder